Güven Albayrak tarafından 12.01.2024 19:05 tarihinde yayınlandı.

Röportaj: Yunus Karaçöl

Onu tanıdığımda siyah saçlı, güler yüzlü bir eğitimciydi, üç sene sonra yeniden görüştüğümüzde saçlarına hücum eden ak saçların onu eğitim yolunda, öğrencilerine adanmışlığı yolunda nasıl yıprattığını da görmüş oldum. O belki Mahmut Hoca değildi ama en az onun kadar bu uğurda haylaz öğrencileri dâhil herkesin en güzel yerlere gelmesi için durmadan gecesini gündüzüne katarak, yeri geldiğinde yaz tatillerinden bile feragat ederek, durmadan yeni eğitim öğretim dönemi için hazırlık yapıyordu. Onun çalışma azmine, çalışkanlığa hayran olmamak elde değildi. Şimdi ömrünün 25 yılını eğitime adamış Selçuk hocamıza öncelikle kendisini size tanıtmadan önce şunu sormak istiyorum, bunca yılınızı eğitime harcamak nasıl bir duydu? 

Şimdi hepimizin hayatta idealleri, hayalleri vardır, benim de zaten hayalim öğretmen olmaktı ve bu hayalimi gerçekleştirdim. Uzun yıllar matematik öğretmenliği yaptım. Matematik öğretmenliği yapmak gerçekten çok keyifli ve anlamlı bir uğraştır.  Çocuklara bir şeyler öğretmek, öğrettiğiniz bilgileri alıp daha sonra hayallerine ulaştıklarını görmek bizim için bu işin en güzel ve keyif veren tarafıdır. Hani kendini gerçekleştirme diyoruz ya bizim de kendimizi gerçekleştirme yolumuzda çocuklara gereken eğitimi verdikten sonra onların güzel yerlere geldiğini görmek mutlulukların en büyüğüdür.

 Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Evli, iki çocuk babasıyım. Ben üniversite sınavına girmeden önce bütün tercihleri öğretmen olan bir öğrenciydim, burada dikkatinizi şuna çekmek istiyorum, üniversite sınavından önce diyorum. Çünkü bizim zamanımızda sınavdan önce tercih yapılırdı, daha sonra sınava girilirdi. Aldığınız puan ona göre değerlendirilirdi. Eğitim sevdiğimiz iş… Lisans eğitimimin akabinde Marmara Üniversitesi’nde Matematik üzerine tezli yüksek lisans yaptım. Özellikle Türk eğitim sistemi ve Türk eğitim sisteminde dershanelerin rolü ve dershanelerdeki matematik eğitimini özellikle inceledik.

Günümüz şartlarında hele öğretmen değerinin pek bilinmediği bu çağda, daha önce matematik öğretmenliği de yaptığınızı düşünerek şunu sormak istiyorum. Yıllar geçtikçe öğretmenlik ya da idarecilik yapmak size ne kazandırdı veya ne kaybettirdi?

Hayalimizdeki işi yapmak, ideallerimizi gerçekleştirmek çok güzel… Bundan dolayı çok çok mutluyum. Ve bir kişi öğretmenlik mesleğini severek yapıyorsa eğer dünyada karşılığı en çok alınan ve insanı mutlu eden meslektir diyebilirim. Dolayısıyla geri dönüp baktığımda içimde büyük bir huzur ve mutluluk var.  Doğrusu mesleğim bana hep kazandırdı, hiç kaybettirmedi diyebilirim.

Mesleğine, işine âşık insan sayısı çok azdır. Sizin mesleğinize âşık bir eğitimci olduğunuzu biliyoruz. Siz önce öğretmen sonra da Doğa Koleji müdürü olmaya nasıl karar verdiniz?

Zaten Doğa Koleji’nde matematik öğretmeniydim. Uzun yıllar bu kurumda matematik öğretmenliği yaptıktan sonra öğrencilerimize hayalini kurduğum, gerçekleştirmeyi istediğim bazı proje ve etkinlikler vardı. Ve idareci olarak bunları yapmak istedim. Doğa Koleji’nin eğitim programı da benim hayalimdeki o etkinlik ve projeleri içerdiği için idareci olmaya karar verdim.

Mesleğinizde karşılaştığınız zorluklar nelerdir? En ilginç olanından bir örnek verebilir misiniz?

Öğretmenlik mesleğinde karşılaştığımız en büyük zorluk, öğrencilerimizin bazen duygusal olarak iniş ve çıkışları olabiliyor. Aileden veya çevrenin etkisiyle gelen durumlar olabiliyor. Bu gayet normal, fakat eğer bu durumlarda veli ile işbirliği yapabiliyorsak çocuklarımızın problemlerini çözme adına yol alabiliyoruz. Ama işbirliği yapamazsak o zaman çeşitli zorluklar yaşayabiliyoruz. Özetle; eğitimde okul, veli, öğretmen veya idareci olarak işbirliği yapabiliyorsak burada bir sorun çıkmaz. Yalnız bu zincirde bir problem varsa öğrencilerimize istediğimiz eğitim ve öğretimi sunmamız noktasında bazen problem yaşayabiliyoruz.

Sizin hayalinizdeki eğitim sistemiyle şu anki eğitim sistemini karşılaştırsanız ne söylemek istersiniz?

Genel olarak ülkemizdeki eğitim sistemine değinirsek ülkemizde eğitim konusunda güzel gelişmeler var. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığımız bu konuda güzel adımlar atıyor. Şunu biliyoruz ki sahada ciddi anlamda bir çalışma yürütülmektedir. Daha sağlıklı ve verimli sisteme ulaşmak için büyük bir çaba sarf ediliyor. Ve ben bu çabanın faydamıza olduğunu düşünüyorum. Müfredat değişikliklerinin konuşulmasının öğrencilerimize ve geleceğimize ışık tutacak yenilikleri kapsadığını görüyoruz. Bizim aslında eğitim olayımız dinamik bir olay ve dolayısıyla eğitim bu dinamizm ile beraber hareket etmeli. Yılların veya zamanın gereklilikleri ne ise o gerekliliğe göre uygulamalar yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Eğitim toplumu yeniden şekillendirmek demektir. Böyle bir rolde görev edinmek nasıl bir duygudur? Bütün eğitim camiası olarak bu konuda sizce ne kadar başarılıyız?

Bu çok güzel bir soru. Biz toplumu şekillendirmenin ana merkezindeyiz. Ailede, toplumda ve okulda toplum şekilleniyor. Dolayısıyla bu noktada okullarımızın biraz daha aktif rol alması gerektiğini düşünüyorum. Bunu nasıl yapabiliriz? Bunu çocuklarımızın az önce söylediğim gibi müfredat değişikliği düşünülüyor. Belki de öğrencilerin sadece bu salt derslerin yanı sıra günlük hayatta iletişim ve sosyal beceriler ile ilgili ve biraz daha duygusal anlamda sosyal sorumluluk projeleri ile çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu noktada yapılacak çalışmaların inanıyorum ki öğrencilerimizin gelişimine ve sorunuzda sorduğunuz olumlu anlamda şekillenmesine katkı sağlayacağına inanıyorum. 

Doğa kolejinde hazırladığınız projelerden biraz bahsedebilir misiniz?

Doğa Kolejinde lisede proje modelli uygulamamız var. Yani bu daha çok 9. ve 10. sınıf öğrencilerimizin bilimsel proje hazırlaması ve her öğrencimizin bir bilimsel proje içerisinde olması adına başta Türkiye’de proje adına en çok uygulama yapan TÜBİTAK tarafından yapılan projeler ve TEKNOFEST projeleri mevcuttur. Bu alanda devletimizin ve Milli Eğitim Bakanlığımızın desteği ile yapmış olduğu ve çocuklarımızın gelişimine çok katkı sağlayan projeler ve dene-yap atölyeleri var. TÜBİTAK ve TEKNOFEST’te bu projeler inanılmaz destekleniyor. Bunların Doğa Kolejinde de destekleniyor olması harika bir olay… Şimdi eğitim dediğimiz şey aslında çocukların hayalinde kurduğu mesleğe ulaşmaları yolunda destek olmaktır. Çocuklarımızın mutlu bir meslek ve mutlu bir geleceğe ulaşmasına katkı sağlamaktır. Bu yolda da bizlerin verdiği eğitimler ile çocuklarımızın mesleği tanıması, araştırması ve bu konularda kendilerini geliştirerek en iyi şekilde geleceğe ulaşmalarına destek olunması çok kıymetli… Bu nedenle Doğa Koleji’nin programı aslında benim çocuklarımın hayallerine ulaşmalarına katkı sağlayan bir program. Bu yüzden öğrencilerim ve kendi adıma çok mutlu, umutluyum.

Aslında bir önceki sorumuzda bu sorunun bazı detaylarını almış olduk sizden. Fakat ben yine de sormak istiyorum. Sizce eğitim ve öğretimde istediğimiz seviyede miyiz? Değilsek bunun için neler yapmalıyız?

Türkiye’de ve dünyada hepimizin gördüğü bir gerçek var. Teknolojik araç ve gereçlerin hayatımızın içinde çok fazla olduğu gerçeği… Ve bugün artık yapay zekânın hayatımıza kattığı değişiklikler ve birçok alanda yenilikler var. Bu anlamda dünya da anlık olarak ülkelerin bu gelişmelerden ve değişimlerden etkilenmektedir.  Bizim ülke olarak son yıllarda özellikle teknoloji konusunda yapılan yatırımlar ile geleceğe daha sağlam adımlarla ve planlı bir şekilde ilerlediğimizi düşünüyorum. İlerleyen zamanlarda bunun meyvelerini de toplayacağımıza inanıyorum.

Öğretmen ve öğretmen adayları başta olmak üzere öğrencilerinize gelecekleriyle ilgili tavsiyeleriniz nelerdir?

Bu noktada öğretmen adaylarına şunu tavsiye ederim; öğretmenlik mesleği dünyanın en kutsal mesleklerinden bir tanesidir. Muazzam bir iş… Dünyadaki en güzel varlıklar çocuklar… Çocuklarla ilgileniyorsunuz o çocukla sizin elinize geliyor ve her biri bir melek. O meleklerin hayallerine ulaşmasını, gelecekte hepsinin dünyanın daha yaşanılası bir yer olması için iyilik yolunda güzel işler yapması için onları yönlendirme imkânına sahipsiniz. Diyelim ki bir mesleğiniz var ve bir yerlerde olumsuz giden bir şeyler var, ne yapabilirsiniz? Belki yaptığın iş ile ilgili bir değişiklik veya icat yapmanız gerekecek. Diyelim ki mühendissiniz ve yaptığınız icat ile insanların hayatını kolaylaştırabileceksiniz. Diyelim ki doktorsunuz insanların sağlığına kavuşması için yardımcı olacak ve hayat kurtaracaksınız. Öğretmenlik ise dünyada gördüğünüz her türlü kötülükleri ve her türlü olumsuzlukları düzeltebilecek imkânı veriyor size. Dünyanın daha iyi bir yer, insanların daha iyi bir insan olması için onları yönlendirebilme şansınız var. Bu çok büyük ve ulvi bir fırsat… Dolayısıyla öğretmenlik mesleğini seçecek kişilerin bu işi çok sevip ideallerle bu işi seçmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Hocam şimdi bu soruların dışında şunu da merak ediyorum ve sormak istiyorum. Eğitimci olmak dışında bir hayaliniz var mıydı?

Hayatımızın belli dönemlerinde ve meslek seçmeden önce aklınıza farklı meslek grupları gelmiştir. Bazen yorulduğunuz zaman demişizdir illaki acaba başka bir meslek olsa mıydı? Ama ben hep şunu gördüm, ben hayatımın mesleğini seçmişim. Hayatımın işini yapıyorum. Çocukluğumdan beri hayalim öğretmenlikti. Öğretmenlik dışında başka bir meslek düşünmedim. Kendimi en çok bu meslekte ve bu mesleğin içindeki farklı alanlarda düşünüyorum. Bu mesleğin en güzel taraflarından biri de öğretmenlik yorsa bile idareciliğe geçebiliyorsunuz. Veya farklı yıllarda farklı kademelerdeki sınıflarla ilgilenebiliyorsunuz. En büyük şansımız her çocuk ayrı bir dünya ve ayrı bir güzellik ve bu güzelliklerle buluşma imkânı sağlıyor. Bu yüzden mesleğinizden sıkılmıyorsunuz.

Son olarak şunları söylemek itiyorum; Ülkemiz adına, tüm dünyanın daha güzel bir dünya, barış, sevgi ve iyilik dolu bir dünya olması adına bizlere çok görev düşüyor. Böyle bir dünyada çocuklarımıza eğitim verme dileğiyle sizlere de başarılar diliyorum. 

Ben de bu keyifli röportajı yapmaya zaman ayırdığınız için teşekkür eder, hayatınızda başarılar dilerim.

Benzer İçerikler

Velonga Haber Yazılımı ile hazırlanmıştır.